69 · Sudan · Yapım yaklaşık MÖ 300

Meroe Piramitleri

Sudan'da Mısır'dakinden daha fazla piramit var ve neredeyse hepsinin tepesi kesik.

Şu anki sahip
Bu Eserin İlk Sahibi Sen Ol

Henüz kimse üstlenmedi. Kütüğü senin adın açar — $3 ile.

İlk sahibi ol:$3
Paylaş X WhatsApp Görsel
Sıradaki Durak

Sahiplik Kütüğü

İlk İsim İçin Ayrıldı

Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.

$3

Hikâyesi

Augustus'un bronz başının tapınak eşiğinin altına yüzü yukarı bakacak şekilde gömülmesi

Bir grup asker, güneye doğru günlerce taşıdıkları bronz bir başı Meroe'deki bir tapınağın giriş basamağının altına gömdü. Baş, Roma imparatoru Augustus'un heykelinden koparılmıştı; gözlerindeki cam ve taş kakmalar hâlâ yerindeydi. Onu gizlemek için değil, ezmek için gömdüler: tapınağa giren herkes, farkında olmadan, imparatorun yüzüne basarak içeri girecekti.

Baş 1910'da tam orada bulundu ve bugün Londra'da bir vitrinde duruyor; kaşları hâlâ kalkık. Yani bir imparatorluğun bir başka imparatorluğa attığı en ağır laf, iki bin yıl boyunca bir eşiğin altında saklı kaldı.

Nil'in Yukarısındaki Krallık

Meroe, Nil'in doğu kıyısında, beşinci ve altıncı çağlayanların arasında bir şehirdi ve Kuş krallığının merkeziydi. Kuş, Mısır'ın güney komşusu olarak yüzyıllarca hem ticaret ortağı hem rakip oldu; bir dönem de doğrudan yöneticisi. Milattan önce 8. yüzyılda Kuş kralları Mısır'a girip firavun olarak taç giydiler ve yaklaşık bir yüzyıl boyunca iki ülkeyi birlikte yönettiler. Asur orduları onları güneye geri ittiğinde krallık yok olmadı, sadece merkezini güneye çekti.

Kraliyet mezarlığı milattan önce 3. yüzyılda Meroe'ye taşındı ve orada, çölün kıyısında, üç ayrı alanda iki yüzden fazla piramit yükseldi.

Şehrin zenginliği sadece Nil ticaretinden gelmiyordu. Meroe'nin çevresinde bugün hâlâ duran devasa cüruf yığınları var; burada yüzyıllar boyunca demir işlendi. Yakıt için kesilen ormanların, bölgenin çölleşmesini hızlandırmış olabileceği tartışılıyor — yani şehri besleyen sanayi, ona yaşayacak yeri bırakmamış olabilir.

Piramit alanına çıkan cenaze alayı ve sunu şapelinin önünde duruşu

Bu piramitler Giza'dakilere hiç benzemiyor. Çok daha küçükler — çoğu altı ile otuz metre arasında — ve çok daha dik. Giza'da yüzey eğimi elli dereceye yakınken burada yetmişe çıkıyor; uzaktan bakınca kum üstüne dikilmiş taş bıçaklar gibi duruyorlar. Her birinin doğu yüzüne, girişi bir pilonla çerçevelenmiş küçük bir sunu şapeli yapışık. Gömü odası piramidin içinde değil, altındaki kayaya oyulmuş; alay şapele kadar gelir, kral aşağıya iner, merdiven doldurulur.

Toplamda Sudan'daki piramit sayısı Mısır'dakinin iki katına yakın. Bu, dünyada en çok piramide sahip ülkenin Mısır olmadığı anlamına geliyor ve çoğu insan bunu duyduğunda iki kere sorar.

Adı Okunabilen Ama Anlaşılmayan Dil

Kuşlular önce Mısır hiyerogliflerini kullandı, sonra kendi yazılarını geliştirdi. Meroitik yazı yirmi üç işaretli, alfabetik bir sistem ve 20. yüzyılın başında çözüldü — yani bugün bir Meroitik yazıtı sesli okuyabiliyoruz. Ama ne dediğini bilmiyoruz. Dilin akrabaları belirsiz, elimizdeki metin miktarı az, ve iki dilli uzun bir yazıt hâlâ bulunamadı. Kelimeleri doğru telaffuz edip anlamını bilmemek, arkeolojinin en sinir bozucu hallerinden biri.

Krallığın idaresinde kadınlar da tek başına hüküm sürdü. Kandake unvanı taşıyan kraliçelerden biri, Roma Mısır'ı ele geçirdikten sonra kuzeye saldıran ordunun başındaydı; Augustus'un heykelleri o seferden getirildi. Sonrasında yapılan barış, Kuş açısından şaşırtıcı derecede iyi şartlar içeriyordu.

Tepeleri Kim Kesti

Ferlini'nin adamlarının bir piramidin tepesini kazma ve halatla söküşü

Meroe piramitlerinin neredeyse hiçbirinin tepesi yok. Bunun sebebi zaman değil, tek bir adam. 1830'larda Giuseppe Ferlini adında İtalyan bir hekim, hazine aramak için piramitlerin tepelerini sistemli biçimde söktürdü. Onlarca piramidi bu şekilde parçaladı ve bir kraliçenin piramidinde gerçekten de altın buldu: bilezikler, kolyeler, yüzükler, muskalar.

Avrupa'ya döndüğünde takıları satmakta zorlandı, çünkü alıcılar bu işçiliğin Afrika'dan çıkmış olabileceğine inanmadı. Sonunda koleksiyon Berlin ve Münih'e dağıldı. Bugün Meroe'nin siluetini oluşturan o kesik tepeler, bir kişinin birkaç sezonda yaptığı işin kalıcı izi.

Bugün

Krallık 4. yüzyılda sona erdi; ticaret yolları değişti, çöl ilerledi ve kuzeydeki Aksum'dan gelen bir kral seferini taşa yazdırdı. Şehir boşaldı, kum piramitlerin arasına doldu.

Alan 2011'den beri UNESCO Dünya Mirası listesinde. Üç ayrı tehdit var: kum, su ve insan. Kum tepeleri sürekli ilerliyor ve şapellerin duvarlarını aşındırıyor; 2020'de olağandışı Nil taşkınları alana tehlikeli biçimde yaklaştı; 2023'te başlayan silahlı çatışma ise kazı heyetlerini ve koruma çalışmalarını durdurdu.

Yine de alan hâlâ dünyanın en az ziyaret edilen büyük anıt gruplarından biri. Fotoğraflarda genellikle kimse yok; bu, bakımsızlığın değil uzaklığın sonucu. Piramitler Hartum'dan yaklaşık iki yüz kilometre kuzeyde, asfaltın bittiği yerde başlıyor ve bekçi kulübesi dışında hiçbir şey yok. Bir sunu şapelinin kapısından içeri girip, iki bin yıl önce oraya bir kral bırakan insanların çizdiği kabartmalara elle dokunabilirsiniz.

Nerede

Meroë
Sudan

Meroë, River Nile State

16.9333, 33.7500