Sahiplik Kütüğü
Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.
Hikâyesi
Cusco'nun üstündeki bu tepede yüzyıllarca kağnılar çalıştı. İspanyol yönetimi şehre kilise, manastır ve konak yaptırırken hazır kesilmiş taşı ta uzaktan getirmenin anlamı yoktu; tepede zaten dünyanın en iyi işlenmiş taş yığını duruyordu. Üst sıralar, kuleler, iç yapılar tek tek söküldü ve aşağı indirildi. Bugün Cusco'nun sömürge yapılarının temellerinde duran birçok blok buradan gitti.
Götürülemeyen tek şey en alttaki sıraydı. O bloklar için ne araba yetiyordu ne de o arabayı çekecek hayvan. Yani bugün fotoğrafını çektiğiniz o zikzaklı dev duvar, korunduğu için değil, kaldırılamadığı için orada.
Nasıl Yapıldı
İnşaat, İnka devletini imparatorluğa dönüştüren Pachacuti döneminde, on beşinci yüzyılın ortalarında başladı ve ondan sonraki iki hükümdar boyunca sürdü. İspanyollar geldiğinde iş hâlâ bitmemişti. İspanyol tarihçi Cieza de León, farklı eyaletlerden sırayla gelen yirmi bin kişinin çalıştığını yazar; sayı bir tahmindir ama işin ölçeğini anlatır.
Blokların büyük kısmı yakındaki kireçtaşı ocaklarından geldi. Taşıma yöntemi halat, kütük, toprak rampa ve çok sayıda insandı; tekerlek yoktu, yük hayvanı olarak sadece lama vardı ve lama bir çuvaldan fazlasını taşıyamaz. En büyük blokların yüz tonun epeyce üstünde olduğu tahmin ediliyor.
Asıl mesele ağırlık da değil, geçme. Bloklar dikdörtgen değil; her biri komşusuna göre ayrı ayrı yontulmuş, çok köşeli, birbirine giren şekiller. Arada harç yok. Bir taşın nihai şekli ancak yanına konacak taş belliyken verilebilir, yani her blok o duvarda tek bir yere ait. Duvarın hafifçe içeri eğimli olması ve köşelerin yuvarlatılması da tesadüf değil; bu bölge deprem bölgesi ve bu geometri sarsıntıda taşların birbirine kilitlenmesini sağlıyor.
Duvarın karşısında, geniş bir düzlüğün öbür ucunda Rodadero denen doğal bir kaya kütlesi var; buzul aşındırmasıyla cilalanmış yüzeyleri bugün çocukların kaydığı yerler. İnkalar oraya da basamaklar ve oturma sekileri oydu. Yani tepe sadece bir duvar değil, iki tarafı olan bir alan: bir yanda insan yapımı geometri, karşısında dokunulmuş doğal kaya.
1536
Sacsayhuamán'ın ne olduğu — tapınak mı, kale mi, tören alanı mı — tartışılır. Ama 1536'da kesin olarak kale gibi kullanıldı. Manco Inca İspanyol yönetimine karşı ayaklandığında güçleri tepeyi tuttu ve aşağıdaki Cusco'yu aylarca oradan bastırdı. Şehrin damları yanarken savunmacılar duvarların üstünden sapanla taş ve kızgın mermi attı.
Duvarın zikzak biçimi burada işe yaradı: her çıkıntı, bir sonraki bölümün yüzüne yaklaşan saldırganı yandan görmeyi sağlıyor. Aşağıdaki şehrin damları tutuşurken tepe aylarca elde tutuldu.
İspanyol karşı saldırısını Juan Pizarro yönetti; başına aldığı darbeyle birkaç gün içinde öldü. Tepe sonunda düştü. Tarihçiler, son İnka komutanının teslim olmak yerine kendini kuleden attığını yazar. Kulelerden bugün sadece temeller kaldı — biri daireseldi ve içine kanalla su getiriliyordu.
Yıkılmayan Taraf
1950'de Cusco'yu büyük bir deprem vurdu. Şehirdeki sömürge dönemi kiliseleri ve konakları ağır hasar aldı, bir kısmı çöktü. Aynı depremde, dört yüz yıldır bakımsız duran İnka duvarları yerinden oynamadı. Cusco'da bugün yürürken bu iki katmanı üst üste görürsünüz: altta harçsız, kusursuz geçmeli İnka duvarı, üstünde sonradan yapılmış ve birkaç kez onarılmış sömürge duvarı.
Bir ayrıntı daha: Cusco'nun yerleşim planının bir puma biçiminde tasarlandığı ve Sacsayhuamán'ın bu pumanın başı olduğu okuması yaygındır. Bu yorum kolonyal dönem kaynaklarına dayanıyor ve tartışmalı; ama zikzak duvarın dişleri, tepeden bakınca insanın aklına başka bir şey getirmiyor.
Bugün
Alan 1983'ten beri Cusco'nun tarihi merkeziyle birlikte UNESCO listesinde ve arkeolojik park olarak yönetiliyor. Her yıl haziranda Inti Raymi töreni burada sahneleniyor; bu gelenek 1940'larda yeniden canlandırıldı ve şimdi on binlerce kişi izliyor.
Tehditler yavaş olanlar: yağmurun terasları oyması, yüz binlerce ziyaretçinin ayağının çimen ve toprak örtüyü aşındırması, kuru mevsimde tepede çıkan otlak yangınları ve Cusco'nun eteklere doğru büyümesi. Duvarın kendisi beş yüz yıldır aynı yerde. Onu kimin yaptığı, kimin savunduğu, kimin söktüğü ve kimin koruduğu her yüzyılda değişti.