48 · Çin · Yapım 1645

Potala Sarayı

Yaptıran kişinin ölümü, inşaat bitsin diye yıllarca gizli tutuldu.

Bu kayıt kilitli

Çin eserlerine harcanan toplam $500 olduğunda açılır.

Açılışta$3
Paylaş X WhatsApp Görsel

Sahiplik Kütüğü

İlk İsim İçin Ayrıldı

Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.

$3

Hikâyesi

Yamaçta zincir olmuş işçilerin taşı tepeye çıkardığı inşaat günleri

Lhasa'nın ortasındaki kayalık tepenin yamacında yıllar boyunca aynı manzara vardı: sırtında sepetle yukarı tırmanan insanlardan oluşan bir zincir. Yaylada ağaç neredeyse hiç yetişmez, taş da harç da aşağıdan yukarı çıkar. Yük hayvanları belli bir eğimden sonra işe yaramıyordu, gerisi omuz işiydi. Duvar yükseldikçe içeri doğru eğiliyordu; üstü altından dardı, böylece kendi ağırlığı yapıyı tepeye bastırıyordu. İş on yıllarca sürdü, ve başlatan adam bittiğini görmedi.

Tepede Daha Önce Ne Vardı

Tepenin Tibetçe adı Marpo Ri, yani Kızıl Tepe. Lhasa vadisinin ortasında, etrafındaki düzlükten birden yükselen tek kaya kütlesi; şehri kuran her yönetim için doğal olarak ilk akla gelen yer. Tibet geleneği burada 7. yüzyılda, Songtsen Gampo döneminde bir kale ya da saray bulunduğunu anlatır. O yapıdan bugüne kayda değer bir şey kalmadı; yüzyıllar içinde yangınlar ve çatışmalar tepeyi birkaç kez boşalttı.

Bugün gördüğünüz binanın inşaatı 17. yüzyılın ortasında, 1645'te başladı. Kararı veren Beşinci Dalai Lama Ngawang Lobsang Gyatso'ydu. Lhasa yeniden yönetim merkezi haline gelmişti ve yeni merkezin aynı anda üç şeye ihtiyacı vardı: oturulacak bir konut, savunulabilir bir kale ve tören yapılabilecek bir tapınak. Bunları ayrı ayrı yapmak yerine tek bir kütlede birleştirdiler. Sarayın bugünkü tuhaf ölçeği bu karardan çıkıyor — bina büyük olmak için büyük değil, üç ayrı kurumu üst üste istiflediği için büyük.

Beyaz Saray, Potrang Karpo, önce bitti; yönetimin ve günlük yaşamın yeriydi. Kızıl Saray, Potrang Marpo, sonradan yükseldi ve tamamen dinî işleve ayrıldı. İkisinin renk ayrımı süs değil, adres: bir binanın hangi katında ne olduğunu dışarıdan okuyabiliyorsunuz.

Duyurulmayan Ölüm

Naibin, hükümdarın ölümünü gizleyip kararları onun adına ilettiği yıllar

Beşinci Dalai Lama 1682'de öldü. Kızıl Saray henüz yapılmamıştı, yönetim yeni kurulmuştu ve naip Desi Sangye Gyatso ölümü açıklamamaya karar verdi. Yaklaşık on beş yıl boyunca hükümdarın uzun bir inzivada olduğu söylendi. Kararlar onun adına iletildi, gelen elçilere görüşmesinin mümkün olmadığı bildirildi, hatta ona benzeyen birinin kimi törenlerde uzaktan göründüğü anlatılır. Kızıl Saray'ın inşaatı bu süre boyunca kesintisiz sürdü. Ölüm ancak 1690'larda, bina tamamlandıktan sonra açıklandı.

Bu hikâye sarayın kendi mantığını da anlatıyor: bina, içindeki kişinin yerine geçebilecek kadar büyük bir kurumdu. Sahibi ortada olmasa da saray çalışmaya devam etti.

Duvarların İçi

Duvarlar taş ve sıkıştırılmış toprak; tabanda yer yer birkaç metre kalınlığa çıkıyor, yukarı doğru inceliyor. İçe doğru eğim yalnızca estetik değil, deprem bölgesinde ayakta kalma yöntemi. Kirişler ve direkler uzak vadilerden getirildi, çünkü yakında ağaç yok; taşınan her kütük yüzlerce kilometre yol yapmış olabilir. Temellere erimiş bakır döküldüğü de anlatılanlar arasında, ama bunu doğrulayan bir kazı kaydı yok.

Yapı on üç kat olarak sayılır. Alt katlar depo: tahıl, kuru gıda, hazine ve arşiv. Yukarı çıktıkça işlev değişir; tören salonları, kütüphaneler, duvar resimleriyle kaplı koridorlar, sonra en üstte konut ve çatı terasları. Binanın içindeki koridor sistemi dışarıdan hiç tahmin edilemeyecek kadar dolambaçlı; pek çok ziyaretçi tek bir yönlü rota izlemeden içeride yönünü bulamıyor.

Altınla Kaplı Mezarlar

Kızıl Saray'ın loş salonunda dev stupa-mezar ve önündeki yağ kandilleri

Kızıl Saray'ın asıl işi mezar tutmak. İçeride birkaç Dalai Lama'nın stupa biçimli anıt mezarı duruyor; bunların en büyüğü Beşinci Dalai Lama'ya ait ve neredeyse binanın birkaç katını birden deliyor. Yüzeyi altınla kaplı, üzerine değerli taş kakılmış. Salonlar penceresiz denecek kadar loş; ışığın tamamına yakını sıra sıra dizilmiş tereyağı kandillerinden geliyor. İçeride yıllardır yanan kandillerin isi duvar resimlerinin üstünde ince bir tabaka oluşturmuş durumda, ve koruma ekiplerinin en inatçı problemlerinden biri bu.

Bir detay daha: saray sadece bir bina değil, aynı zamanda bir arşiv. İçinde thangka koleksiyonları, el yazmaları ve yüzyıllara yayılan idari kayıtlar var. Yapıyı ayakta tutan şeyin bir kısmı da bu kesintisiz bakım geleneği; her nesil kendi payına düşen onarımı yapmış, aksi halde bu yükseklikte hiçbir ahşap bu kadar dayanmazdı.

Bugün

Saray 20. yüzyıl boyunca Dalai Lamaların kış ikametgâhı olarak kullanıldı; yazlık konut vadinin batısındaki Norbulingka'ydı. 14. Dalai Lama 1959'da Lhasa'dan ayrılarak Hindistan'a gitti ve o tarihten sonra binada ikamet eden olmadı. Yapı müzeye dönüştürüldü ve Kültür Devrimi sırasında Tibet'teki pek çok manastırın uğradığı yıkımdan büyük ölçüde muaf kaldı.

1994'te UNESCO Dünya Mirası listesine girdi; liste kaydı sonradan Jokhang Tapınağı ve Norbulingka'yı da kapsayacak şekilde genişletildi. Bugün günlük ziyaretçi sayısı sınırlı ve içeride kalış süresi biletle kısıtlanıyor — hem kalabalığın ahşap merdivenlere bindirdiği yük hem de nem ve is nedeniyle. Diğer başlıklar: temel oturması, ahşap kirişlerde böceklenme ve tepenin dibine kadar gelmiş bir şehrin trafiği. Bina dört yüzyıldır aynı tepede; sürekli olan tek şey birinin onu onarmaya devam etmesi.

Nerede

Lhasa
Çin

35 Beijing Middle Rd, Chengguan, Lhasa, Tibet

29.6579, 91.1170