06 · Ürdün · Yapım yaklaşık MÖ 300

Petra

Batı'nın altı yüzyıl unuttuğu şehri, kılık değiştirmiş bir İsviçreli 1812'de yeniden buldu.

Şu anki sahip
Bu Eserin İlk Sahibi Sen Ol

Henüz kimse üstlenmedi. Kütüğü senin adın açar — $3 ile.

İlk sahibi ol:$3
Paylaş X WhatsApp Görsel
Sıradaki Durak

Sahiplik Kütüğü

İlk İsim İçin Ayrıldı

Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.

$3

Hikâyesi

1812, Sik'in sonunda kayadan oyulmuş cephe belirirken Burckhardt ve rehberi

1812 yazında, kendine Şeyh İbrahim diyen bir adam, rehberine Harun Peygamber'in mezarında bir keçi kurban etmek istediğini söyledi. Aslında adı Johann Ludwig Burckhardt'tı, İsviçreliydi ve Arapçasını Halep'te yıllarca çalışarak kusursuz hale getirmişti. Mezar, Vadi Musa'nın ötesindeki dağın tepesindeydi ve oraya giden yol, yerlilerin yabancılara göstermediği dar bir kanyondan geçiyordu. Rehber huzursuzdu, Burckhardt da öyle; not tutamıyor, fazla bakarsa şüphe çekeceğini biliyordu. Sik'in sonunda kayadan oyulmuş pembe bir cephe belirdiğinde, onu gördüğünü bile belli etmemeye çalıştı. Akşam günlüğüne yazdığı birkaç satır, Avrupa'nın altı yüzyıldır adını bile bilmediği bir şehri haritaya geri koydu.

Çölde Su Satan Halk

Petra'yı Nabatiler kurdu. Göçebe kökenli, Arapça konuşan bir halktı ve zenginliklerini tek bir şeyden çıkardılar: Arabistan'ın güneyinden Akdeniz'e taşınan tütsü, mür ve baharatın geçtiği yolu kontrol etmekten. Kervanların su bulduğu yer kimin elindeyse yolu da o yönetiyordu. Nabatiler bu işi bir sanata dönüştürdü. Petra'nın çevresindeki kayalara oyulmuş kanallar, barajlar ve sarnıçlar yıllık birkaç yağmuru toplayıp bütün yıl kullanılacak suya çeviriyordu. Sik boyunca giden seramik borular bugün bile yerinde. Ani taşkınları yönlendiren setler, şehri hem sulu hem güvende tutuyordu.

Bugün görülen anıtların çoğu MÖ birinci yüzyılla MS birinci yüzyıl arasında, Nabati krallığının en parlak döneminde yapıldı. En ünlüsü, Sik'ten çıkınca karşına dikilen Hazne. Yaklaşık kırk metre yüksekliğindeki bu cephe, bir bina değil; kumtaşına yukarıdan aşağıya doğru oyulmuş bir yüzey. Arkasında birkaç boş oda var, o kadar. Büyük ihtimalle Kral IV. Aretas'ın mezarıydı. Helenistik sütunlar, Mısır tanrıçaları, yerel semboller aynı cephede: tüccar bir halkın herkesten bir şey alıp kendine mal etmesinin taşa kazınmış hali.

Roma, Deprem, Sessizlik

MS 106'da Roma, Nabati krallığını savaşsız bir biçimde ilhak etti ve Petra, Arabia Petraea eyaletinin parçası oldu. Şehir bir süre daha gelişti; sütunlu cadde, tiyatro, büyük tapınak bu dönemde büyüdü. Ama deniz ticareti kervan yollarını yavaş yavaş gereksizleştiriyordu ve ağırlık kuzeye, Bosra'ya kaydı. Sonra 363 yılındaki deprem geldi. Binaların önemli bir kısmı yıkıldı, su sistemi zarar gördü ve şehir bir daha eski haline dönmedi. Bizans döneminde hâlâ insanlar yaşıyordu; 1990'larda kazılan ve içinde olağanüstü mozaikler ile yanmış papirüs tomarları bulunan kilise bunu gösteriyor. Haçlılar on ikinci yüzyılda vadiye küçük kaleler kurdu. Sonra kayıtlar kesildi.

Hazne'nin tepesindeki taş vazoya ateş eden Bedeviler ve kurşun izleri

Bedeviler için kesilmedi elbette. Bdul aşireti yüzyıllar boyunca Petra'nın mezar odalarında yaşadı, keçilerini tiyatronun basamaklarında otlattı. Hazne'nin tepesindeki taş vazonun içinde bir firavunun hazinesi saklı olduğuna inanıp ona tüfekle ateş ettiler; cephedeki kurşun izleri hâlâ duruyor ve eserin adı da bu efsaneden geliyor. Vazo, içi dolu bir kumtaşı bloğu.

Görünenin Altı

Meydanın birkaç metre altında kalan daha eski mezarlar ve gerçek taban

Petra'nın en çarpıcı gerçeği, görünenin büyük kısmının mezar olması. Cepheler ölüler içindi; yaşayanların evleri, pazarları, atölyeleri serbest duran yapılardı ve çoğu bugün hâlâ toprağın altında. Arkeologlar şehrin ancak küçük bir bölümünün kazıldığını söylüyor. 2003'te Hazne'nin önündeki meydanın altında, ziyaretçilerin üstünde fotoğraf çektirdiği zeminin birkaç metre aşağısında, daha eski mezarlar bulundu. Yani kartpostaldaki görüntü, şehrin zemini bile değil; Hazne'nin gerçek tabanı, ayaklarının altında.

Burckhardt'a gelince: Petra'yı hiç hedeflememişti. Asıl amacı Nijer Nehri'nin kaynağına ulaşmaktı ve buna hazırlanırken Arap dünyasında yıllarca dolaştı. 1817'de Kahire'de, daha o yolculuğa çıkamadan öldü. Bugün adının yaşamasını sağlayan şey, bir akşamüstü bakmamaya çalışarak gördüğü cephe.

Bugün

Petra, 1985'te UNESCO Dünya Mirası listesine girdi; aynı yıl Bdul aşireti mağaralardan çıkarılıp yakındaki Umm Sayhun'a yerleştirildi. Alanı Petra Kalkınma ve Turizm Bölgesi Yönetimi işletiyor ve Ürdün turizminin bel kemiği burası. Tehditler yeni değil, sadece hızlandı. Kumtaşı yumuşak; rüzgâr, tuz ve yağmur cepheleri yavaşça siliyor, kabartmaların hatları her on yılda biraz daha bulanıklaşıyor. Ani sel, Nabatilerin barajlarla kontrol ettiği o eski düşman, bugün de geliyor: 1963'te Sik'te bir tur grubunu sel aldı, yirmiden fazla kişi öldü. Ve milyonlarca ziyaretçi, eşek ve deve, dar kanyonda her gün aynı taşları aşındırıyor. Burckhardt'ın bakmamaya çalıştığı cephe, bugün herkesin baktığı yer; ve bakılmak da aşındırıyor.

Kaynaklar Ve İleri Okuma

Daha fazla okumak için kurumsal kayıtlar; hikâyedeki her ayrıntının doğrulandığı anlamına gelmez.

Nerede

Wadi Musa
Ürdün

Wadi Musa, Ma'an Governorate

30.3285, 35.4444