Sahiplik Kütüğü
Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.
Hikâyesi
- yüzyılın başında, Kurtuba'nın bir mahallesi ayaklandı ve bastırıldı. Ayaklanmanın sonunda binlerce aile evlerinden çıkarıldı ve şehirden sürüldü. Bir kısmı güneye, Fas'ın içlerine doğru yola çıktı ve küçük bir derenin iki yakasına kurulmuş, henüz yirmi otuz yıllık bir kasabaya vardı. Katırlarıyla, sandıklarıyla, zanaatlarıyla geldiler ve derenin bir yakasına yerleştiler.
Birkaç yıl sonra ikinci bir dalga geldi, bu kez doğudan: bugünkü Tunus'taki Kayravan şehrinden gelen aileler karşı yakaya yerleşti. Fes böylece iki mahalleli değil, iki şehirli bir yer oldu. Aynı derenin iki yakasında, ayrı surları, ayrı camileri ve birbirine pek de dostane olmayan bakışları olan iki topluluk.
İki Şehri Birleştirmek
Kuruluş bundan biraz önceydi. Şehri 789'da İdris b. Abdullah kurdu, oğlu II. İdris ise 808 civarında karşı kıyıya ikinci bir yerleşim ekledi. Sürgünler geldiğinde iki yakanın kimliği belli oldu: biri Endülüslülerin, diğeri Kayravanlıların yakası. İki taraf iki yüz yıldan uzun süre ayrı yaşadı, zaman zaman çatıştı.
- yüzyılın ikinci yarısında Murabıtlar geldi ve aradaki duvarları yıktırdı. Tek bir sur çekildi, dere üstüne köprüler kuruldu, iki şehir tek bir şehir olarak yeniden düzenlendi. Fes el-Bali'nin bugünkü dolambaçlı planı bu birleşmenin izini taşıyor: iki ayrı merkezden dışa doğru büyümüş iki ağ, ortada birbirine dikilmiş.
Miras Parasıyla Kurulan Üniversite
859'da, Kayravan'dan gelen ailelerden birinin kızı olan Fatıma el-Fihri babasından kalan mirası kendi yakasına bir cami yaptırmak için harcadı. Kaynaklar inşaat sürerken oruç tuttuğunu aktarır. Yapı büyüdü, etrafında ders halkaları oluştu, halkalar kurumsallaştı ve Karaviyyin bir öğretim merkezine dönüştü. Bugün UNESCO ve rekorlar kitabı tarafından hâlâ faal en eski öğretim kurumu olarak anılıyor.
Rivayete göre kardeşi Meryem de aynı yıllarda karşı yakadaki Endülüslüler Camii'ni yaptırdı. İki kız kardeş, iki yaka, iki cami.
Karaviyyin'in kütüphanesi yüzyıllar boyunca el yazması biriktirdi, sonra nem ve ihmal yüzünden kapandı. 2010'larda Faslı bir mimar, Aziza Chaouni, restorasyonu üstlendi; drenaj, güneş panelleri ve nem kontrollü bir depo ekledi. Kütüphane 2016'da yeniden açıldı. Bin yüz yıl arayla aynı kurumu iki kadın kurdu ve kurtardı.
Duvardaki Saat
Medresenin karşısındaki bir cephede, sokağa bakan on iki küçük pencere ve her birinin altından uzanan bir kiriş var. Kirişlerin ucunda pirinç taslar duruyordu. 1357'de yapılan bu düzenek bir su saatiydi: her saat başı bir tasa ağırlık düşüyor, ses çıkıyor ve pencerelerden biri açılıyordu.
Sorun şu ki nasıl çalıştığını kimse bilmiyor. İç mekanizma kaybolmuş, geriye cephe kalmış. Yüzyıllardır mühendisler ve tarihçiler farklı rekonstrüksiyonlar öneriyor: su seviyesiyle hareket eden bir şamandıra, ipe bağlı bir ağırlık, dönen bir tambur. Hiçbiri kanıtlanamadı. Fes'in en çok fotoğraflanan cephelerinden biri, çözülememiş bir mühendislik bilmecesi.
Katırların Şehri
Fes el-Bali'nin bugün de araba giremeyen bir şehir olarak anılmasının sebebi tercih değil, geometri. Sokaklar dokuz yüz yıl önce yaya ve yük hayvanı ölçüsüne göre açıldı; birçok yerde iki kişi yan yana zor geçiyor. Yük hâlâ katırla, el arabasıyla ve sırtta taşınıyor.
Altta ikinci bir sistem var: su. Şehrin içinden geçen dere onlarca kola bölünmüş, evlere, çeşmelere, değirmenlere, hamamlara ve tabakhanelere dağıtılmıştı. Bu kanalların büyük kısmı 20. yüzyılda üstü kapatılarak sokak haline getirildi, ama hâlâ akıyorlar. Yürüdüğünüz yerin altından su sesi geliyorsa sebebi bu.
Şehri modern yıkımdan kurtaran karar 1912'de alındı. Fransız yönetimi medinanın içine geniş bulvarlar açmak yerine, surların dışına ayrı bir "yeni şehir" kurmaya karar verdi. Karar koruma sevgisinden çok idari mesafe arayışıydı; sonucu, ortaçağ dokusunun bütün olarak kalması oldu.
Bugün
Fes el-Bali 1981'den beri Dünya Mirası listesinde. 1980'lerin sonundan itibaren kurulan bir kentsel yenileme ajansı ve uluslararası fonlarla evler tek tek elden geçiriliyor.
Tehdit görkemli değil, sıradan: binlerce ev yaşlı ve çoğu yığma. Kışın uzun yağmurlar duvarları oyuyor, bazıları çöküyor. Varlıklı aileler yıllar içinde surların dışına taşındı, boşalan evlerin bir kısmı konuk evine dönüştü. Şehir bin iki yüz yıl önce buraya gelen insanların torunlarını tutmakla, gelen ziyaretçileri karşılamak arasında bir denge arıyor.