13 · Rusya · Yapım 1561

Aziz Vasil Katedrali

Dokuz ayrı kilise tek temel üstünde; renkleri yapıldıktan iki yüzyıl sonra geldi.

Şu anki sahip
Bu Eserin İlk Sahibi Sen Ol

Henüz kimse üstlenmedi. Kütüğü senin adın açar — $3 ile.

İlk sahibi ol:$3
Paylaş X WhatsApp Görsel

Sahiplik Kütüğü

İlk İsim İçin Ayrıldı

Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.

$3

Hikâyesi

Tek taş temel üzerinde dokuz ayrı kilise, ortada çadır kule

Kızıl Meydan'ın güney ucunda, kalabalığın arasında durup başınızı kaldırın. Karşınızda tek bir bina yok aslında. Dokuz ayrı kilise var, her birinin kendi kubbesi, kendi girişi, kendi havası var ve hepsi tek bir taş temelin üzerine dizilmiş. Ortadaki yüksek çadır kule etrafındakileri toplamasa, bu yapı bir kilise değil, bir kasaba gibi görünürdü. Moskova'ya gelen turistlerin fotoğraf çektirdiği o soğan kubbeli, rengârenk şey, aslında birbirine omuz vermiş dokuz şapelin iç içe geçmiş haliyle oluşan bir yanılsama.

Bir Zaferin Taşa Dökülmüş Hali

Hikâye Moskova'nın epey uzağında, Volga kıyısındaki Kazan'da başlıyor. Genç Çar IV. İvan, 1552 sonbaharında Kazan Hanlığı'nın başkentini kuşatıp ele geçirdi. Bu, Moskova Knezliği'nin doğuya doğru ilk büyük hamlesiydi ve İvan bunu unutulmayacak bir biçimde kutlamak istedi. Yapı 1555'te başlayıp 1561'de bitti. Resmî adı bugün bile "Hendek Üzerindeki Meryem'in Himayesi Katedrali"; çünkü Kazan'ın düştüğü gün kilise takviminde Meryem'in Himayesi yortusuna denk geliyordu ve kilise o dönemde Kremlin duvarının önündeki savunma hendeğinin hemen kenarına dikilmişti.

Dokuz kilise fikri de oradan geliyor. Her şapel, kuşatma boyunca kazanılan bir günün ya da bir azizin anısına adandı; ortadaki en yüksek çadır kule hepsini tek bir çatı altında topluyor. Mimarların kim olduğu konusunda eski kayıtlar Barma ve Postnik adlarını veriyor; bazı tarihçiler bunun aynı kişi olabileceğini düşünüyor. Kesin olan, bu insanların o güne kadar Rusya'da denenmemiş bir şeyi, birbirinden bağımsız dokuz hacmi tek bir kompozisyona oturtmayı başardığıdır.

Körleştirilen Mimar Efsanesi

Bu binayla ilgili en çok anlatılan hikâye şudur: Çar, yapıyı görünce o kadar beğenmiş ki mimarın gözlerini oydurmuş, bir daha böyle bir şey yapamasın diye. Hikâye güzel, ama büyük ihtimalle uydurma. Postnik Yakovlev adlı ustanın birkaç yıl sonra Kazan'daki Kremlin'in inşasında çalıştığına dair belgeler var. Kör bir adamın kale yapması zor. Efsane muhtemelen çok sonra, İvan'ın "Korkunç" lakabı pekiştikçe ortaya çıktı ve binanın şaşırtıcılığını açıklamanın kolay bir yolu olarak tutundu.

Peki "Aziz Vasil" adı nereden geliyor? İvan'ın sarayı da dahil Moskova'da çıplak dolaşan, yazın kışın ayakkabı giymeyen, tüccarların tezgâhını devirip Çar'ın yüzüne laf söyleyen bir "kutsal deli" vardı: Vasili. Halk ona bayılıyordu, İvan bile ona dokunmaya cesaret edemiyordu. Vasili öldüğünde katedralin hemen yanına gömüldü; 1588'de mezarının üzerine onuncu bir şapel eklendi. Zamanla bu küçük şapelin adı bütün yapıyı ele geçirdi. Bugün kimse "Hendek Üzerindeki Meryem'in Himayesi" demiyor, herkes çıplak dolaşan delinin adını söylüyor.

Renkler Sonradan Geldi

Bugün gördüğünüz o kırmızı, yeşil, mavi, altın girdapları 16. yüzyılda yoktu. İlk yapıldığında katedral çok daha sade duruyordu: kırmızı tuğla, beyaz taş detaylar ve büyük ihtimalle kurşun kaplı kubbeler. O çılgın renkli, burgulu, ananas dokulu soğan kubbeler 17. ve 18. yüzyıllarda, birkaç yangın ve onarımdan sonra katman katman eklendi. Yani bu binanın kimliği haline gelen şey, kurucusunun hiç görmediği bir şey. Yapı iki yüzyıl boyunca yavaş yavaş kendisi oldu.

Yıkılmanın Kıyısından İki Kez Dönmek

1812, yağmur altında fitil; Napolyon'un askeri ve ayakta kalan katedral

1812'de Napolyon Moskova'ya girdiğinde ordusu katedrali ahır olarak kullandı; şehri terk ederken de patlatılması emredildiği söylenir. Fitiller ateşlendi, yağmur bastı, bina kaldı. Bu anlatının ne kadarı gerçek ne kadarı süslenmiş bilinmiyor, ama katedralin o kıştan ayakta çıktığı kesin.

Kızıl Meydan maketinden kaldırılan katedral: "Yerine koyun"

Sovyet döneminde tehlike daha ciddiydi. 1920'lerin sonunda katedral kapatılıp müzeye dönüştürüldü. Sonraki yıllarda Kızıl Meydan'ı askeri geçitler için genişletme planları gündeme geldi ve meydanın ucunu "tıkayan" bu yapının kaldırılması ciddi ciddi konuşuldu. Anlatılan bir hikâyeye göre Stalin'e sunulan maketten katedral kaldırıldığında, Stalin "Yerine koyun" demiş. Restoratör Pyotr Baranovski'nin yapıyı korumak için kendini riske attığı da anlatılır. Bu hikâyelerin belgeleri tartışmalı, ama sonuç ortada: geçit törenleri yıllarca katedralin hemen yanından dönerek yapıldı, yapı yerinde kaldı.

Bugün

Katedral bugün Devlet Tarih Müzesi'nin bir şubesi. 1990'ların sonunda dini ayinler yeniden başladı, yani içinde hem müze gezisi hem de zaman zaman ibadet var. 1990'da Kremlin ve Kızıl Meydan ile birlikte UNESCO Dünya Mirası listesine girdi.

Asıl düşman bugün bir ordu ya da komite değil; Moskova'nın nemi, sıcak soğuk farkı ve tuğlanın yaşı. Dört buçuk asırlık kireç harcı ve tuğla duvarlar düzenli olarak sıva çatlağı veriyor, kubbelerin boyası birkaç yılda bir yenileniyor. Yapı tarihinin hiçbir anında "bitmiş" olmadı; hep onarımdaydı. Bugün de öyle. İçeri girdiğinizde dar, alçak, labirent gibi koridorlarda dolaşırsınız ve dışarıdan bakınca kocaman görünen binanın aslında içten içe ne kadar küçük olduğunu fark edersiniz. O dokuz kilise hâlâ ayrı ayrı duruyor, sadece bir süredir aynı temeli paylaşıyorlar.

Nerede

Moscow
Rusya

Red Square, Moscow 109012

55.7525, 37.6231