Sahiplik Kütüğü
Kütük boş. İlk üstlenen buraya kalıcı olarak yazılır — $3 ile.
Hikâyesi
2010'da Avustralyalı bir arkeolog, Angkor Wat'ın iç galerilerinde sıradan bir turist gibi fotoğraf çekiyordu. Noel Hidalgo Tan'ın gözüne bazı duvarlarda soluk kırmızı lekeler ilişti; çıplak gözle bir şeye benzemiyordu. Fotoğrafları bilgisayarda, kaya resimleri için geliştirilmiş bir renk ayrıştırma tekniğinden geçirdiğinde lekeler dönüştü: filler, aslanlar, tekneler, müzisyenler, tapınağın kendisinin çizimleri. Dünyanın en çok ziyaret edilen tapınaklarından birinin duvarlarında, yüzyıllardır kimsenin görmediği iki yüze yakın resim duruyordu. Yıllar sonra yayımlanan çalışma, bunların büyük olasılıkla on altıncı yüzyılda, tapınak Budist hacılarla yeniden canlandırıldığı dönemde yapıldığını öne sürdü.
Bir Kralın Evreni
Angkor Wat'ı Khmer kralı II. Suryavarman, on ikinci yüzyılın ilk yarısında yaptırdı. Tahta kanlı bir mücadeleyle çıkmıştı ve hem tanrısı Vişnu'ya hem kendi hükümdarlığına anıt olacak bir şey istedi. Sonuç, bugün hâlâ yeryüzündeki en büyük dini yapı: dış duvarlar kabaca 1,5 kilometreye 1,3 kilometre; etrafındaki hendek 190 metre genişliğinde. Beş kule, Hindu kozmolojisindeki evrenin merkezi Meru Dağı'nın beş zirvesini temsil ediyor; hendek de onu çevreleyen okyanusu. İçeri giren biri, taş üstünde bir dünya modelinin içinde yürüyor.
Kumtaşı, yaklaşık elli kilometre kuzeydeki Kulen Dağı'ndan geldi. Bu kadar taşın nasıl taşındığı uzun süre tartışıldı; 2012'de Japon araştırmacılar uydu görüntülerinde ocaklardan tapınağa uzanan bir kanal ağının izini buldu ve taşların büyük ölçüde suyla yüzdürülerek getirildiği anlaşıldı. Galerilerin iç yüzünü saran kabartmalar ise yüzlerce metre boyunca kesintisiz uzanıyor: Mahabharata savaşları, cehennem ve cennet sahneleri, kralın ordusunun geçit töreni ve en ünlüsü, tanrılarla iblislerin ölümsüzlük iksiri için okyanusu çalkaladığı Süt Denizi'nin Çalkalanması.
Bir tuhaflık: Angkor Wat batıya bakıyor. Khmer tapınaklarının neredeyse tamamı doğuya, gün doğumuna dönüktür. Batı ölümle ilişkilendirilen yön olduğu için birçok araştırmacı buranın aynı zamanda Suryavarman'ın mezar tapınağı olduğunu düşünüyor. Kabartmaların bir kısmının saat yönünün tersine okunması da bunu destekliyor; Hindu cenaze ritüellerinde yapılan şey bu.
Terk Edilen Başkent, Terk Edilmeyen Tapınak
Suryavarman öldükten sonra Angkor bir süre daha imparatorluk başkenti olarak kaldı. On üçüncü yüzyılın sonunda bölgeyi ziyaret eden Çinli elçi Zhou Daguan, şehrin kalabalığını, sarayını ve saray hayatını ayrıntıyla yazdı; Angkor'un o döneminden kalan tek görgü tanığı anlatımı onun. Ama imparatorluk içten içe değişiyordu. Theravada Budizmi yayıldı, Hindu tapınağı olarak doğan Angkor Wat on dördüncü yüzyıla gelindiğinde Budist bir tapınağa dönüşmüştü. 1431'de Ayutthaya ordusu şehri yağmaladı ve Khmer sarayı güneye, Phnom Penh'e taşındı.
Angkor Wat'ın ayrıcalığı burada: şehir boşaldı ama tapınak boşalmadı. Çevredeki diğer tapınaklar ormana teslim olurken burada keşişler yaşamaya, hacılar gelmeye devam etti. Hendeğin suyu ormanı uzak tuttu. On altıncı yüzyılda Portekizli bir keşiş, 1586'da António da Madalena, gördüğünü kelimelerle anlatmanın mümkün olmadığını yazdı. Avrupa'da gerçekten ses getiren anlatım ise Fransız doğa bilimci Henri Mouhot'nunkiydi; 1860'ta tapınağı gezdi, notları ölümünden sonra yayımlandı ve Fransa'nın bölgedeki sömürge ilgisi bu sayfalardan da beslendi.
Yirminci yüzyıl, Angkor Wat'a en yakın tehlikeyi getirdi. Kızıl Kmerler 1975-79 arasında ülkeyi kapattı; tapınak büyük yıkımdan kurtuldu ama bazı duvarlarda kurşun izleri kaldı ve sonraki iç savaş yıllarında heykel başları kesilip karaborsaya satıldı. Bugün Angkor'daki heykellerin pek çoğunun başı yok.
Bayraktaki Tapınak
Angkor Wat, Kamboçya bayrağının ortasında duruyor. Bir ülkenin bayrağına bir bina koyması oldukça nadir; Kamboçya'da bu, on dokuzuncu yüzyıldan beri monarşiden cumhuriyete, Kızıl Kmerlerden bugünkü krallığa kadar her rejimde korundu. Bayrağın rengi, yıldızı, yazısı değişti; tapınak değişmedi.
Bugün
Angkor Arkeoloji Parkı'nı Kamboçya devletine bağlı APSARA Kurumu yönetiyor; UNESCO alanı 1992'de listeye aldı ve aynı anda tehlike listesine koydu, 2004'te çıkardı. Tehdit bugün görünmez bir yerden geliyor. Tapınağın temeli, hendeğin suyuyla dengelenen kum üzerine oturuyor. Siem Reap'teki otel ve kentleşme patlaması yeraltı suyunu hızla çekiyor ve uzmanlar su tablasının düşmesinin kumu oturtup taşları çatlatabileceği konusunda yıllardır uyarıyor. Salgın öncesinde yılda iki milyonu aşan ziyaretçi, dar merdivenleri ve kabartma yüzeylerini aşındırıyor. Suryavarman'ın Meru Dağı'nı çevreleyen okyanus, bu kez tapınağı ayakta tutan şey; ve çekilmesi en zor fark edilen tehlike.
Kaynaklar Ve İleri Okuma
Daha fazla okumak için kurumsal kayıtlar; hikâyedeki her ayrıntının doğrulandığı anlamına gelmez.